Ayvansaray Ferruh Kethüda Camii

Ferruh Kethüda Camii;  İstanbul Suriçi Fatih Ayvansaray Mahkemealtı Caddesi ile Kahkaha sokağın kesiştiği noktada 1562-1563 yıllarında dönemin Sadrazamı Semiz Ali Paşa’nın kethüdası Ferruh Efendi tarafından Mimar Sinan’a inşa ettirilmiştir. Mimar Sinan'ın eseri olan cami, tevhithane, tekke bölümleri, mahkeme binası ve çeşmeden ibarettir. Osmanlı döneminde Halvetiyye tarikatının Sünbüliye koluna ait bir tekke olarak da kullanıldığı için Balat Tekkesi adıyla da ünlenmiştir. Tekkeye ait diğer bölümler zaman içinde yıkılıp ortadan kalkmıştır. Külliyeden günümüze sadece cami ve çeşme kalabilmiştir.

CAMİNİN BANİSİ:

Semiz Ali Paşa, Sultan I. Süleyman saltanatı döneminde 1561-1565 yılları arasında sadrazamlık yapmıştır. Hersek Sancağı'nda Paraca kasabasında Bracic ailesinden Hüseyin adında bir poturun oğludur. Dalmaçya’da dünyaya gelmiş olup, devşirme olarak toplanmıştı. İbrahim içoğlanları odasının başında bulunduğu bir sırada saraya alındı. Bir süre sonra kapı muhafızlığına yükseltildi, derken Sultan Süleyman’ın “Çaşnıgirbaşı” sı oldu. Sonra dışarıda bir göreve atanarak saraydan ayrıldı. Ardından kapıkulu sipahilerinin dördüncü Tümenini oluşturan gulabaların komutanlığına getirildi, sonra da Kapıkulu Sipahileri Komutanlığına atandı, sultanın önce 2. kapı ağası, sonrada birinci kapı ağası, yeniçeri ağası, nihayet Rumeli Beylerbeyi oldu. Semiz Ali Paşa, 1548–49 İran seferi sırasındaki yaralılıklarının karşılığı olarak Mısır Paşası, ardından da vezir yapıldı. 1553’te de İstanbul’a döndüğünde, üçüncü vezir oldu. En sonunda da Rüstem Paşa’nın ölümüyle boşalan sadaret makamına getirildi. 28 Haziran 1565 günü vefat etmiş olup, kabri Eyüp Camii avlusunda Hacı Beşir Ağa Türbesi'nin yanındaki küçük hazirededir. Uzun boylu ve aşırı şişman olduğundan kendisini taşıyacak at zor bulunurmuş.

MİMARİ YAPI:

Caminin mimari planı ters ‘’T’’ bir formdur. Mihrap cephesinde T’nin çıkıntısı vardır. Cami kesme taştan ve bir sıra tuğladan inşa edilmiştir. Caminin mihrabı sonradan baştan başa Tekfur Sarayı imalatı olan değerli çinilerle kaplıdır. Tekfur Sarayında kurulan çini atölyesi 18. Yüzyılda faaliyet göstermiştir. Bu atölyede sır altı tekniği ile imal edilmiştir. Bu atölyenin üretimi 25 yıl sürmüştür. Daha sonra kapanmıştır. Orijinal cami çatısı ahşaptandır. Son yapılan onarımlarla çatı betonlaştırılmıştır. Mihrabın içi çinilerle kaplanmış etrafı mermerle kaplanmıştır. Üzeri mukarnaslıdır. Minber ve kürsü mermerden inşa edilmiştir. Alt pencerelerin üstünü yarım daire şeklinde kaplayan motifli çini levhalar, çini fabrikasında özel olarak imal edilmiştir. Tavanın ortasında ahşap bir kubbe bulunmaktaydı. Zamanla bu kubbe çökmüştür. Bunun üzerine tavan döşemesi betonarme olarak yenilenmiştir. Görülen ahşap tavan betorname altına yapılmış iç tavandır. Ferruh Kethüda Camii, tekkelerin kapatılmasıyla birlikte, 1925 yılından sonra uzun müddet hizmet dışı kalmış ve harap duruma gelmişken, semt halkı tarafından kurulan bir derneğin girişimleri ile 1953 yılında onarılmaya başlanmış ve Vakıflar İdaresi'nin desteğiyle de 1960 yılında yeniden ibadete açılmıştır. 1986 yılında yapı büyük bir onarım daha görmüştür. Kıble duvarında bir güneş saati olan cami düz kiremit çatılı, mütevazı bir binadır. Bahçede sonradan yapılan küçük bir süs havuzu yer alır. Caminin bünyesinde Osmanlı şeriye mahkemelerinden biri de faaliyet göstermiştir. Üzerinde bulunduğu caddenin adı da buradan gelir. Eskiden Balat Şeriye Mahkemesi bu caminin avlusunda kurulurdu. Caminin banisi Kethüda Ferruh Efendi’nin Mezarı caminin ön tarafındaki hazire içinde bulunmaktadır.