AZAPKAPI SALIHA SULTAN SEBILI

Azapkapı Saliha Sultan Sebili; İstanbul Galata Azapkapı Tersane caddesi ile Refik Satdam caddesinin kesiştiği yapı adasında 1732-33 yılında Sultan II. Mustafa’nın karısı Saliha Sultan Çeşme tarafından Hassa Mimarbaşı Kayserili Mustafa’ya inşa ettirilmiştir. Sultan IV. Mehmet’in eşi II. Mustafa’nın annesi Rabia Gülnuş Valide Sultan arabasıyla gezerken, Azapkapı’nın sokakları arasında küçük bir meydandaki çeşmenin başında, kırılan testisinden elinde kulpu kalmış ağlayan bir kız çocuğu görür ve çocuğu çağırtarak ona para vermek ister. Çocuk ise parayı almaz ve yaşından beklenmeyecek bir olgunlukla Valide Sultan’a şöyle der: *Testiyi kırdım parası için ağlamıyorum eve su götürmenin üstesinden gelemedim ona ağlıyorum. Kızın bu sözleri Validenin hoşuna gidince, ailesine haber salınır ve küçük kız saraya alınır. Bu kız büyüdüğünde II. Mustafa’nın eşi Saliha Sultan olacak ve II. Mustafa’ya hamile kaldığında; başında testiyi kırdığı çeşmeyi anımsayıp o küçük çeşmenin yerine daha büyük, daha muhteşem bir çeşme yapılmasını isteyecektir. Onun bu isteğini 1730 tarihinde tahta çıkan, oğlu I. Mahmut gerçekleştirmiştir.

Lale Devri geleneğini sürdüren Saliha Sultan Sebili ve Çeşmesi, ortada yuvarlak bir sebil, iki yanda birer çeşmeden meydana gelmiştir. Tümüyle mermer olan çeşme-sebilin ön cephesi muhteşem güzellikteki bitki motifleriyle bezenmiştir.  Yabancı kaynaklarda Galata Çeşmesi olarak anılan Saliha Sultan Sebili ve Çeşmesi’nin Avrupalı ressamlar tarafından yapılmış gravürleri vardır. 1910’lu yıllarda onarılmak üzere kısmen sökülen sebil-çeşme, araya savaş yıllarının girmesi üzerine, uzun yıllar öylece kalmıştır. 1940’lı yıllara ait fotoğraflarda çeşmenin çatısının olmadığı görülür. İkinci onarım 1952-53 yılları arasında gerçekleşmiştir. 1957 yılında ise çeşme-sebille bir bütün oluşturan sübyan mektebi yıkılarak, sebil ortada bırakılmıştır. Bugün ise önünden geçen ana yol nedeniyle meydan çeşmesi olma niteliğini yitirmiş, zemin kotunun bir hayli altında, bulunduğu çevreye yabancı bir görünümdedir.

Azapkapı’da, Unkapanı Köprüsü’nün bitiminde, Perşembe pazarı girişindeki yolun hemen yanında, Sokullu Mehmet Paşa Camii’nin önünde yer alan Saliha Sultan Çeşmesi,18.yüzyılın meydan çeşmesi ve sebil birleşiminin en güzel örneklerinden biridir. Çeşme 1732-33 yıllarında Hassa Mimarbaşı Kayserili Mustafa Ağa tarafından, Lale Devri üslubuyla inşa edilmiştir. Suyu Topuzlu Bendi’ne bağlı Taksim suyundan getirtilmiştir. Yabancı kaynaklarda Galata Çeşmesi olarak anılan Saliha Sultan Sebili ve Çeşmesi, ortada yuvarlak, Rokoko üslubunda 3 pencereli bir sebil ve iki çeşmeden oluşmaktadır. Dört yüzlü, tümüyle mermer olan çeşme, sebil,taş işçiliği,varakları,ön cephesindeki bitki motifleri,kalem işi bezemeli geniş saçağı ve kubbeleriyle dikkat çekmektedir.

1910’larda mimar Kemal Altan tarafından onarılmak üzere kısmen sökülen sebil, çeşme, araya savaş yıllarının girmesi üzerine uzun yıllar öylece kalmıştır. İkinci onarımı 1952-53 yıllarında, Ali Saim Ülgen tarafından gerçekleştirmiştir.1954′de Karaköy’e doğru açılan yol nedeniyle çeşme, meydan çeşmesi olma özelliğini kaybetmiş ve çukurda kalmıştır. 1970′lerde kaderine terk edilen,1990′lar da tinercilerin mekanı olan çeşme, yakın zamanda, Kuveyt Türk Katılım Bankası ve Vakıflar Genel Müdürlüğü işbirliğiyle restore edilmiştir. Çeşmelerinden yeniden su akar hale getirilmiştir.