Azapkapı Sokollu Mehmet Pasa Camii

Sokollu Mehmet Paşa Camii; İstanbul Boğazının Rumeli yakasında Karaköy Tersane Caddesi ile Şişhane Refik Saydam Caddelerini kesiştiği yapı adasında 1578 tarihinde Kanuni Sultan Süleyman devri Sadrazamlarından Sokollu Mehmet Paşa tarafından Mimar Sinan’a inşa ettirilmiştir. Cami Unkapanı köprüsünün Galata kıyısına değdiği noktada inşa edilmiştir. Unkapanı köprüsünün yapılması ile cami köprü kotundan aşağıda kalmıştır.

CAMİNİN BANİSİ:

Sokollu Mehmet Paşa ya da gerçek adıyla Bayo Sokoloviç 1505 tarihinde doğmuştur. Sultan I. Süleyman döneminde Osmanlı donanmasının Kaptan-ı Deryalığı ve yine Sultan I. Süleyman, Sultan II. Selim ve Sultan III. Murat dönemlerinde toplam 14 yıl, 3 ay, 17 gün Osmanlı Devleti'ne sadrazamlık yapmıştır. Boşnak asıllı bir Osmanlı devlet adamıdır. Sultan I. Süleyman'ın son vezir-i azamı olmuştur. Hem Osmanlı İmparatorluğu'nun zirvede bulunduğu dönemi simgelemesi itibariyle hem de icraatları, projeleri ve kişiliği sayesinde en büyük Osmanlı sadrazamlarından biri kabul edilir. İki metreyi aşan boyu ile aynı zamanda en uzun boylu Osmanlı sadrazamı idi.

1519 yılında devşirme sistemi ile çocuk yaşta Edirne Sarayına getirilmiş, Mehmet adı verilerek Türk ve Müslüman kültürü ile yetiştirilmiştir. Ardından İstanbul'a gönderildi. Topkapı Sarayı'nın Enderun bölümünde çeşitli görevlerde bulundu. 1541'de Kapıcıbaşılığa yükseldi. 1546'da saray hizmetlerinde başarılı olanların dış göreve atanmaları yolundaki gelenek uyarınca Kaptan-ı Derya'lığa getirildi. Görevde iken Trablusgarp Seferi'ne katıldı, İstanbul Tersanesini genişletti ve yeniledi. 1549'da vezirliğe yükselerek Rumeli Beylerbeyliğine atandı. Semiz Ali Paşa'nın sadrazamlığa yükselmesiyle ikinci vezir olan Sokollu, onun 1565'de ölmesiyle sadrazamlığa getirildi. Yaşı hayli ilerlemiş olan Süleyman çok güvendiği Sokollu'ya geniş yetkiler vermişti. 1561'de üçüncü vezir iken Süleyman'ın torunu ve Sultan II. Selim'in kızı Esmehan Sultan ile evlendi.

Ama Piyale Paşa ve Lala Mustafa Paşa gibi karşıtların etkisiyle Divan 1570'de Kıbrıs'ın alınması kararını aldı. Sokollu Venediklilere karşı böyle bir savaşın Avrupa'yı kendilerine karşı birleştireceği görüşündeydi. Ama Lala Mustafa Paşa Divan'a uyarak 1571'de Kıbrıs'a çıktı. Haçlı Donanması'nın misillemesinde Osmanlı donanması İnebahtı'da yenildi. Alınan ağır yenilgi karşısında Osmanlılara gelen bir Venedik elçisine "Biz sizden Kıbrıs'ı alarak kolunuzu kestik, siz ise donanmamızı yenmekle yalnızca sakalımızı kestiniz; unutmayın ki, kol bir daha yerine gelmez, ama sakal eskisinden de gür çıkar." dedi. Gerçekten de Sokollu'nun dediği oldu ve Venedikliler barış istemek zorunda kaldılar. Daha sonra Osmanlı Donanması Tunus'u İspanyollardan aldı.

Sokollu 1574'te ölen Sultan II. Selim'in yerine geçen Sultan III. Murat döneminde de sadrazamlığını sürdürdü. Sokollu Mehmet Paşa, 11 Ekim 1579 tarihinde III. Murat'ın eşi Safiye Sultan tarafından tutulan ve derviş kılığına girmiş bir yeniçeri tarafından bir ikindi divanı çıkışında kalbinden hançerlenerek öldürüldü. Paşa'yı öldüren şahıs ise hemen oracıkta askerler tarafından parçalanırken başta padişah olmak üzere bütün devlet ileri gelenleri hemen içeri alındı. Sokollu ise yapılan bütün müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve kısa bir sürede hayatını kaybetti. Daha sonra Eyüp'te defnedildi.

MİMARİ YAPI:

Sokollu camisinin yapımında Edirne Selimiye Camisinin plan şeması denenmiştir. Deniz kıyısında olan caminin altı mahzendir. Denize yakın camiler içinde en sağlam temelli olanlarından biridir. Giriş kapısı köprü tarafında olup caddeden gelinen bir patikadan dönülerek girilir. Camilerde alışılmışın aksine tek minaresi solda yer almaktadır. Bunun nedeni denize fazla yakın olmasıdır. Avlusu yoktur. Son cemaat yerine iki yönden merdivenlerle çıkılır. Caminin mimarı plan özelliği dikdörtgen formundadır. Osmanlı klasik mimarisi özeliği olan merkezi kubbe bulunur. Bu kubbe tasarımı Edirne Selimiye camiinde de uygulanmıştır. Camii mihrabı dış cepheye çıkıktır. Ana kubbe, sekiz kemere dayanır. Yan sofaları revaklı kat oluşturmaktadır. Kubbe u biçiminde koridorla çevrelenmiştir. Mihrap önü bölümü dışa taşırılmış ve üzeri yarım kubbeyle kapatılmıştır. Merkezi kubbeyi taşıyan 8 destek dışa yansıtılmış ve üzerleri kubbeyle kapatılmıştır. İç mekanda çini uygulamaları görülür.

1807 yangınında zarar görmesi ve minaresinin kısmen yıkılması nedeniyle minarenin kürsü kısmından itibaren yeniden inşa edilmiştir. Balkan ve 1.dünya savaşlarından kısa bir süre önce cami bir onarımdan geçirilmiş, ancak savaş nedeniyle onarıma ara verilerek cami uzun yıllar harabe halinde kalmıştır. Camii ancak 1938 e doğru yapılan büyük çaplı bir onarım ile 1941 de tekrar ibadete açılmıştır. Kapılardan birini üstünde bulunan caminin esas kitabesi kırıldığı için yine 1941 de eski kalıbına göre Kamil Akdik tarafından yeniden yazılmıştır. Kubbenin çevresinde destek kuleleri ve sırayla biri büyük, biri küçük sekiz yarım kubbe bulunur. Azapkapı’daki camii münferit bir binadır.