Besiktas Yahya Efendi Dergahı Camii

Şeyh Yahya Efendi Camii; İstanbul Boğazı’nın Rumeli yakasında Beşiktaş Çırağan Caddesine cepheli bir tepede 1538 yılında dönemin mutasavvıflarından Şeyh Yahya Efendi tarafından inşa edilen külliyenin bir yapısıdır. Şeyh Yahya Efendi; cami-tevhidhane ve tekkesini, kendi imkanlarıyla satın alıp ıslah ettiği Yıldız sırtlarından sahile kadar uzanan büyük bir arazide boğaza hakim bir tepe üzerinde 1538’de kurmuştur. Mimarı bilinmemektedir

KÜLLİYENİN BANİSİ:

Yahya Efendi Trabzon’da dünyaya geldi. Uzun süre Trabzon’da kadılık yapan Amasyalı Ömer Efendi ile Trabzonlu Afife Hatun’un oğludur. Dünyaya geldiği günlerde, Trabzon’da vali olarak bulunan Şehzade Selim’in de ilk oğlu dünyaya gelmişti. Şehzade Selim’in eşi Ayşe Hafsa Sultan’ın sütü kesildiği için bebeği Süleyman’ı Yahya Efendi’nin annesi Afife Hatun emzirdi. Bundan dolayı Yahya Efendi, Kanuni Sultan Süleyman'ın sütkardeşidir.

Okul çağına geldiğinde babası Kadı Ömer Efendi ile birlikte çeşitli hocalardan Trabzon’da yedi yıl ders gören Yahya Efendi, daha sonra öğrenimine devam etmek için İstanbul’a geldi. İki yıl süreyle Osmanlı Devleti’nin Şeyhülislamı Zenbilli Ali Efendi’nin sohbetlerine katıldı. 1526’da Zenbilli Ali Efendi’nin ölümünden sonra Canbaziye Medresesi’nde müderris oldu. Bu göreve gelmesinden sonra halk arasında “Molla Şeyhzade" olarak anılmaya başladı.

İslami ilimler, tıp, geometri gibi konularda söz sahibi olan Yahya Efendi, İstanbul’daki çeşitli medreselerde görev yaptıktan sonra, 1553 senesinde, İstanbul’un ilk yüksek öğretim kurumu olan Sahn-ı Seman medreselerinden birinde müderrislik yaptı. Kanuni’nin oğlu Şehzade Mustafa’yı boğdurması ve Mustafa’nın annesi Mahidevran Sultan’ı saraydan uzaklaştırması üzerine padişaha mektup yazıp "yaptığı hareketin yanlış olduğunu bildirerek Mahidevran Sultan’a merhamet etmesini" istedi; bu hareketiyle Kanuni’yi kızdıran Yahya Efendi, medresedeki görevinden azledildi ve emekli edildi.

Emekli edilmesinden sonra inzivaya çekilen Yahya Efendi, Beşiktaş’ta deniz kenarında bir bahçe satın alarak kendisine bir ev ve mescit yaptırdı. Zamanla evin etrafında; medreseler, hamam ve orada kalanların barınacakları odalar ve yol üzerinde bir çeşme yaptırarak “Hızırlık” adını verdiği bir külliye meydana getirdi. Kendi yaptırdığı medreselerde tıp ve İslam bilimleri öğretti. Yaptırdığı yapıların hizmete devam etmesi için vakıflar kurdu ve önemli gelir kaynakları sağladı. Askeri ve mülki erkân, tüccarlar ve özellikle gemiciler, Yahya Efendi’nin yaşadığı tekkesini ziyaret ederler, hediye ve adak gönderirlerdi. Ziyaretçilerine bol ikramda bulunan Yahya Efendi, gelen adak ve hediyeleri çeşitli yerlerde mescit, medrese, hamam gibi binalar inşa etmek ve bahçe bakımı işleri için kullanırdı. İnşaat işlerini bizzat kendisi yapardı.

Şiir ile de ilgilenen Yahya Efendi “Müderris” mahlasıyla tasavvufi şiirler yazmıştır ve bir divanı vardır. Şerif Hatun ile evli bulunan Yahya Efendi'nin İbrahim ve Ali isminde iki oğlu vardır.

1569 senesi Zilhicce ayında Kurban Bayramı gecesinde Beşiktaş'taki dergahın da kurban bayramı gecesi hayatını yitirdi. Cenaze namazını, bayram namazını müteakip Süleymaniye Camii'nde devrin şeyhülislamı olan Ebussuut Efendi kıldırmıştır. Daha sonra cenaze Beşiktaş'taki dergahın da hazırlamış olduğu mezara defnedildi. Kabri üzerindeki türbe 1571 yılında Sultan II. Selim tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmıştır.

Ölümünden sonra da şöhreti devam eden Yahya Efendi’nin adı denizcilikle ilgili bir çok hikaye de geçer ve İstanbullu denizciler onun İstanbul Boğazı'nın dört manevi bekçisinden birisi olduğuna inanırlar. Diğerleri Üsküdar’da Aziz Mahmut Hüdayi, Beykoz’da Yuşa Peygamber, Sarıyer’de Telli Baba’dır. Türbe ve tekkesinin civarı ölümden sonra onunla komşu olmak isteyenlere ait binlerce mezarla doludur.

 

MİMARİ YAPI:

Caminin mimari planı bir dikdörtgendir. Caminin ebatları 15mx9m dir Duvarları kagir çatısı ahşap, kubbeli, minaresiz bir yapıdır. Caminin iç alanı 200 metrekare, toplam alanı ise 400 metrekaredir. Şeyh Yahya Efendi cami-tevhidhanesi, şüphesiz İstanbul’daki benzerleri içinde konumu, özellikle çevreye açılışı ve manzaraya hâkimiyeti açısında müstesna bir yere sahiptir. Şeyh Yahya Efendi’nin yaptırdığı camide tarih bulunmamaktadır. Ancak Yahya Efendi Çıkmazı’na girdikten sonra cami girişine dönmeden sağ tarafta 1538’de Şeyh Yahya Efendi’nin yaptırdığı bilinen Çeşme üzerinde bulunan kitabede, Şeyh Yahya Efendi’ye ait olan beyit ebcet hesabıyla 1538 tarihini vermektedir.

Şeyh Yahya Efendi Camii, bugün geniş bir alanı kapsayan etrafı mezarlarla çevrili büyük bir mezarlığın ortasında kalmıştır. Hazirenin giriş kapısının sağ tarafında 1901 yılında Hacı Mahmut Efendi’nin yaptırdığı kütüphane bulunmaktadır. Hacı Mahmut Efendi tarafından yaptırılan bu kütüphaneye 4492 yazma, 2512 basma eser olmak üzere toplan 7004 kitap vakfedilmiştir. Daha sonraki yıllarda hayır sahiplerince vakfedilenlerle birlikte kütüphanedeki kitap sayısı 4651 yazma 2878 adet basma olmak üzere toplam 7529 esere ulaşılmıştır. Bu kütüphanedeki eserler 1940 yılında Süleymaniye yazma eserleri kütüphanesine nakledilmiş olup, orada ayrı bir bölüm olarak yer almaktadır.

Yahya Efendi Camii’nde avlu bulunmamaktadır. Hazireye açılan büyük bir kapıdan girilerek caminin camekanlı giriş kapınsa varılır. Giriş kapısının önündeki taşlıkta mermer bir kuyu bileziği ile 1861 kitabeli havan biçiminde bir sadaka taşı bulunmaktadır. Girişin kapısının hemen solunda Sultan II. Abdülhamit’in yaptırdığı bir çeşme ve üzerinde Sultan II. Abdülhamit Tuğrası, tuğranın altında 1906 tarihi, yanlarında da talikle yazılmış “Hamidiye Çeşmesi” ibaresi yer alır. Cami ve türbenin girişi camekânlı ahşap bir kapıdandır. Kapının üzerinde “Edep Ya Hu” bunun altında da “Eline, diline, nefsine dikkat et” yazısı vardır.

Caminin giriş kapısından bir koridora girilir. Tavanı basit bir ahşap kaplama ile örtülü olan koridorun duvarları Kütahya Çinleri ile kaplanmış olup kuzey duvarlarındaki dört pencereden aydınlık almaktadır. Koridorun tam karşında abdest muslukları vardır. Burada Sultan II. Mahmut’un 1812 tarihli tuğrası yer almaktadır. Koridordan doğu yönüne ikinci bir koridor vardır. Bu koridorun solunda bir hazire ve sağ tarafında ise Şeyh Yahya Efendi’nin türbesi bulunmaktadır. Bu koridorun tam karşısında bir grup ahşap mekan ve devamında Güzelce Ali Paşa’nın türbesi ve bitişiğinde selamlık-harem kitlesi vardır.  Güzelce Ali Paşa Türbesi’nin giriş kapısının karşısındaki duvarda Cezayirli Gazi Hasan Paşa Çeşmesi yer alır. Üzerinde Müderris Rüştü Ali Efendi’nin yazdığı bir kitabe bulunmaktadır. Bugün çeşme yoktur. Ancak üstündeki kitabe mevcuttur. Şeyh Yahya Efendi Camii’nde; cami-tekke-türbe iç içedir. Onun için klasik Osmanlı Cami Mimari tarzındaki son cemaat yeri bu camide bulunmamaktadır.

Kubbeye geçiş, kagir mimari taklit edilerek, yüzeyi çıtalarla üçgen ve beşgenler ile taksim edilmiş, ahşap iskeletli maksurelerin düz ahşap tavanları ise çubuklu denilen türdedir. Üst kat mahfilerinde ise ahşap iskeletli ve bağdadi sıvalı, aynalı tonozlar tercih edilmiştir. Kuzeyde Şeyh Yahya Efendi Türbesi ile sınırlı olan camiyi diğer yönlerde kuşatan duvarlar ahşap kaplama, içerden bağdadi sıva ile donatılmıştır.