Beyazıt Kaptan Ibrahim Pasa Külliyesi

Kaptanı Derya İbrahim Paşa Külliyesi; İstanbul Suriçi Beyazıt Besim Ömer Paşa Caddesi ile Kaptanpaşa Caddelerinin kesiştiği yapı adasında 1706 tarihinde inşa edilmiştir. Banisi Kaptanı Derya İbrahim Paşa’dır. Beyazıt’taki İstanbul Üniversitesi merkez binasının Vefa yönüne açılan eskiden Harem Kapısı olarak adlandırılan avlu kapısının karşısındaki köşe başında İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi bitişiğindedir. Caminin önünde ve yanında muntazam bir taş duvarla çevrilmiş geniş bir haziresi vardır.

KÜLLİYENİN BANİSİ:

Hacı İbrahim Paşa, Güney Yunanistan’da Mora’nın Beylerbeylik merkezi olan Tripoliça’da doğmuştur. Babası Selim Hüseyin Efendidir. Küçük yaşta İstanbul’a gelip çırak olarak matbah-ı Amire’ye girdiğinden Aşçı lakabını almıştır. Önce Sadrazam Çorlulu Ali Paşa yanına girdi ve onun kethüdalığını yaptı. Aralık 1706 tarihinde vezir rütbesi alarak Kaptan-ı Deryalığa yükseltildi. İki yıl görev yaptıktan sonra görevden azledildi. Bir süre sonra 1713 tarihinde affedilerek yeni görevlere atandı. Mısır Valiliğine atandı. Daha sonra bir daha Kaptan-ı Deryalığa getirildi. Trabzon, Azak ve Kandiye valiliklerinde bulundu. 1725 tarihinde Girit Kandiye’de vefat etti ve orada defnedildi. İbrahim Paşa iki ayrı dönemde 1706 ve 1713 tarihlerinde iki ayrı vakıf kurdu. Kapyan-ı Derya olduktan sonra ekonomik durumu iyi bir hale geldi. İlk başta sıbyan mektebinin yanına cami, sebil, aşhane ve hamamdan meydana gelen bir külliye inşa ettirdi. Paşa İstanbul’da Galata’da, Beşiktaş’da, Kasımpaşa’da, Sakız adasında, İzmir’de, İstanköy’de çok sayıda ev, bahçe, dükkan, hamam, değirmenler vakfiyeye yazılmıştır. Buradan gelen gelirler, külliyeye harcanması şart koşulmuştur. Külliye civarındaki kaldırımların bakımı için 1000 akçe öngörülmüştür.

KÜLLİYENİN CAMİSİ:

Külliyenin merkezi yapısı camidir. Cami etrafını aynı teknikle kırmataş ve tuğladan yaptırılan pencereli bir avlu duvarının çevirdiği bir camidir. Sebilin altında ve Kaptanpaşa Sokağı üzerinde, duvarın devamında sıbyan mektebinden kalan alt bölüm mevcuttur. Takvimhane

Caddesi üzerinde ve şimdi İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler kütüphanesinin olduğu yerde Külliyenin Hamamı bulunmakta idi. Bu gün bu yapıdan hiçbir iz kalmamıştır.

Cami caddeye köşegen olarak durmaktadır. Cami almaşık malzeme ile yapılmıştır. Yapı 14 X 17 m. ebatlarında dikdörtgen planlıdır. Bina kagir bir yapıdır. Yapının çatısı ahşap olup üstü kiremit kaplıdır. Caminin minaresi kesme taştan yapılmış olup daha geç devirde inşa edilmiştir. Cami kapısı üzerindeki üç satırlık silüs kitabeden yapının Mart 1708 tarihinde bitirilmiştir. Cami taş ve tuğladan meydana gelen almaşık malzeme ile inşa edilmiştir Caminin iç mekanı iki sıra pencere ile aydınlatılmaktadır. Alt sıradaki söveli dikdörtgen pencereler kullanılmaktadır. Alt Pencereler dikdörtgen olmasına rağmen Türk tipi sivri kemerler olup içleri kapalıdır. Üst sıradaki pencereler sadece aydınlık içindir. Bu pencerelerin üstü yuvarlak yayvan kemerlidir. Giriş cephesinde alt sırada iki, üst sırada üç pencere bulunur.

Cami 1930 yıllarında envanter dışında bırakılmıştır. Bu dönemde yapı kütüphanenin okuma salonu olarak kullanılmış ve bir dönemde kitap deposu olarak kullanılmıştır. Yapı yenilendikten sonra 1987 tarihinde tekrar ibadete açılmıştır. Hüseyin Ayvansarayi kaynakları okunduğunda, Çorlulu Ali Paşa tarafından İbrahim Paşa’ya hediye edilmiş, talik hatla yazılmış ve satır aralarında kırmızı mürekkeple farsça yazılmış çok değerli bir Kuran-ı Kerim tercümesi vardır. Bu paha bilinmez bir musaf başka eserlerle beraber satılmış ve gelen para ile cami tamir ettirilmiştir.

KÜLLİYE SEBİLİ:

Sebil; iki kesişen sokağın birleştiği noktada inşa edilmiştir. Burası eski saray olduğu dönemde Saray-ı Atik ismiyle tanınmakta idi. Bu sarayın harem kapısının tam karşısında Külliyenin sebili bulunur. Mermerden yapılmış olan sebil, mukarnaslı başlıkları sütunlarla beş pencereye ayrılmıştır. Bu sütunlar arasında klasik üslupla dökülmüş şebekeler bulunur. Yuvarlak formdaki sebilin dışa çıkan geniş saçakları olup ufak bir kubbesi bulunmaktadır. Osmanlı mimarisindeki klasik dönemin son yapılarından biridir. Klasik sadelik gözükmektedir. Zarif bir yapının estetiğini pencere üstlerindeki sivri Türk kemerleri tamamlar. Bazı sebillerde buraya kadar şebeke çıkar. Burada ise bu kısım doludur. Buradaki beş adet kemerde Şair Ferdi’nin on beyitlik bir tarih işlemesi bulunur. Sultan III. Ahmet dönemindeki Kaptan-ı Derya İbrahim Paşa övülür. Buradaki demir şebekeler zaman içinde kırılmıştır. Cumhuriyet döneminde bu şebekeler tekrar yeniden dökülmüştür. Sebilin içi çinilerle kaplanmıştır.

Sebil uzun yıllar bakımsız ve harap bir şekilde kalmıştır. Saçaklar dökülmüş. Pencereler örülmüş ve şebekeler çıkarılmış idi. 1944 yılında yapılan yenileme ile sebil dükkan haline getirilmiştir.

KÜLLİYENİN SIBYAN MEKTEBİ:

Sebilin bulunduğu köşeden Veznecilere inen sokakta hazire duvarının ucunda vakfiyesinde fevkani olduğu bildirilen sıbyan mektebi bulunmaktadır. Buradaki yapı iki katlı bir yapıdır. Bilinmeyen bir nedenden üst katı yok olmuştur. Alt katı ve giriş kısmı bugün durmaktadır. Sıbyan Mekteplerde görülen ve ikinci kattaki konsol çıkmalar yerindedir. Bu yok olan kısmın diğer sıbyan mekteplerinde olduğu gibi üstü aynalı tonozla örtülmüş, şömineli bir yapıdır. Bu yok olan mektebin yerinde ahşap bir yapı bulunmakta idi. Burası bugün bir cafeterya olarak kullanılmaktadır.

KÜLLİYENİN HAMAMI:

Caminin yanında ver Süleymaniye’ye giden cadde üzerinde tek hamam olarak inşa edilmiştir. Hamam bugün olmadığı için hakkında fazla bir belge yoktur. 1870 tarihinde çizilen İstanbul haritalarında yeri bellidir. Hamamın Sultan II.Mahmut döneminde 1823 Takvimhane matbaası olarak kullanıldığı bilinmektedir. 1894 depreminde büyük zarar gördüğü ve yıkıldığı bilinmektedir. 1912 yılında Evkaf nazırı Mustafa Hayri Efendi tarafından yıktırılarak bu arsa üzerine bir yapı yaptırılmıştır. Bu yapı Mimar Kemalettin’in inşa ettiği Medresetü’l- Kudat’tır. Bu yapı Türk Neo klasik üslubuyla inşa edilmiştir. 1925 yılında ise bu yapı İstanbul Üniversitesine tahsis edilmiştir. Bu yapı şu anda Yıldız Sarayı Kütüphanesinin nakledildiği İ.Ü.Nadir Eserler Kütüphanesidir.

KÜLLİYE HAZİRESİ:

Bu küçük külliye L biçimi olarak camiyi sarmaktadır. Hazire dışı taş ve tuğla ile çevrilmiş pencereli bir çevre duvarıdır. Giriş kapısına yakın büyük bir pencere ve sonrasında sebile kadar on adet eşit pencere bulunur. Bu pencereler kesme taş sövelidir. Ve dikdörtgen şeklinde inşa edilmiştir. Pencere üstlerinde içleri örülmüş Türk sivri kemerler bulunur. Bu pencereli duvar Caminin giriş kapısından köşedeki sebile kadar sürer. Diğer sokakta da  Sebilden başlayıp Sıbyan mektebine kadar belli aralıklarla devam eder. Bu hazire içerisinde Kaptan-ı Derya İbrahim Paşa için bir türbe yeri ayrılmışsa da, İbrahim Paşa Girit Kandiye’de gömülüdür. Hazirede 105 mezar tespit edilmiş olup İbrahim Paşa ailesinden kişilerin kabirleri bulunur. Yine hazirede Sadrazam Hasan paşa ailesinden de kişiler mevcuttur. Veznecilerde külliyesi bulunan Sadrazam Seyyit hasan Paşa’nın ailesinin birçok ferdinin burada bulunmasının sebebi anlaşılamamaktadır. Bu haziredeki son kabir ise 1861 yılında vefat eden İşkodralı Agah Paşazade Hasan Beye aittir.