BEYAZIT MEHMET EMIN ALI PASA KONAGI

Mehmet Emin Ali Paşa Konağı; İstanbul Suriçi Beyazıt Fuat Paşa Caddesi, Semaver sokak, Tacirhane Sokak, Nargileci Sokakların çevrelediği yapı adasında inşa edilmiştir. Mehmet Emin Ali Paşa’nın Konağı Osmanlı konakları arasında önemli bir bina olup, günümüze gelememiştir. Konakların, sahiplerinin vefatı sonrasında, devlet tarafından kiralanarak veya satın alınarak  eğitim amaçlı olarak kullanılması veya çeşitli devlet dairelerinin kullanımına verilmesi Osmanlı’da çok görülen bir uygulamadır. Bu dönemde genişleyen Osmanlı Bürokrasisinin yeni kurulan devlet dairelerine yer bulma sorunu bu şekilde çözümlenmiş olmaktaydı.

Döneminin en büyüklerinden olan Mehmet Emin Ali Paşa Konağı, Paşa’nın 1871 yılındaki vefatı üzerine, devlet tarafından ailesinden satın alınmıştır. Bir süre meşihat  makamı olarak adlandırılan Şeyhülislam makamı olarak kullanılmıştır. Daha sonra konak hanım sultanların ikametine ayrılmıştır. 1893 yılında ise mektebi Mülkiye’ye öğrenci hazırlayan Mercan İdadisi adıyla okul olarak kullanılmıştır. Yine daha sonra Erkan-ı Harbiye yani Genelkurmay başkanlığı olarak kullanılmıştır. 1911 mercan yangınında ağır bir tahribata maruz kalmıştır. Bu tür konakların duvarları kagir olup kat döşemeleri ve çatı ahşap olarak inşa edilmekteydi. Yangın sonrası sadece duvarları kalan yapı zaman içinde yıkılmıştır.  Binadan geriye pek bir malzeme kalmamıştır.

Mehmet Emin Ali Paşa, 1815 yılında doğmuştur. Hali vakti yerinde olmayan bir ailenin çocuğu idi. Babası Mısır çarşısının kapıcısı idi.  Osmanlı Devleti'nde Tanzimat Dönemi'nin Mustafa Reşit Paşa ve Keçecizade Fuat Paşa ile birlikte en önemli üç devlet adamından biridir. Sultan Abdülmecit ve Sultan Abdülaziz saltanatlarında 5 kez olmak üzere toplam 8 yıl 3 ay sadrazamlık yapmıştır. Ayrıca Londra Büyükelçiliği, İzmir ve Bursa valiliği, Meclis-i Vala reisliği, Meclis-i Tanzimat reisliği ile birlikte toplam sekiz kez hariciye nazırlığı görevinde bulunmuştur. Mehmet Emin Ali Paşa, Tanzimat devrinde 1871'e kadar çeşitli mevkilerde Osmanlı idaresini ve dış siyasetini elinde tuttu. Bazen hariciye nazırı bazen de sadrazam olarak devlet idaresinin en üst düzeyinde bulundu. Devlet idaresini senelerce elinde tutan Âli Paşa, her zaman için sultan'ın keyfi idaresine karşı koymaya çalıştı ve onun mutlak salahiyetini kısıtlamak amacını güttü.

İmparatorluk bünyesinde bulunan gayrimüslim halka eşit vatandaşlık hakkı ve bir çok imtiyaz tanıyan Islahat Fermani'nı hazırlayaran Mehmet Emin Ali Paşa, Kırım Harbi'nin ardından 30 Mart 1856'da imzalanan Paris Antlaşması'na fevkalede temsilci sıfatıyla katıldı. Etkin bir diplomat olarak Avrupalıların dikkatini çekti. Konferansta Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa devletler topluluğuna o zamanın tabirince Avrupa Birliği'ne katılmasını sağladı. Islahat Fermanıyla ve Paris Anlaşması ile Osmanlı İmparatorluğu'nun toprak bütünlüğünü sağlayabileceğine Avrupa devletlerinin Osmanlının iç işlerine gayrimüslim halkın koruyucusu bahanesiyle müdahalesini önleyebileceğini düşünüyordu. Paris Barış Konferansı ve anlaşmaya bağlayıcı bir hüküm olarak giren Islahat Fermanı'ndan dolayı Tanzimat'ın mimarı Mustafa Reşit Paşa'nın ağır eleştirilerine maruz kaldı. 1867'de Girit İsyanı sırasında adaya giderek titiz bir diplomasi ve Müslüman-Hristiyan dengesi uzlaşması fikrine dayanan bir reform programını Girit’te uygulamaya koydu. Girit’li Hıristiyanlara verdiği haklar ve Osmanlı askerinin, Türk bayrağı kalelerde kalmak şartıyla Belgrat başta olmak üzere Sırbistan'daki kalelerden çekilmesi kararına imza attığı için basından da çok şiddetli tepki gören Mehmet Emin Ali Paşa, tanzimatçılar arasında yol ayırımına sebep oldu. Yeni Osmanlılar adı ile teşkilatlanan grup, Mehmet Emin Ali Paşa’ya ve hükümete cephe aldı.

Girit olayları’nın çözümünde imparatorluk tebaası arasındaki din farklılığının hayata yansımaması için Fransız medeni kanununun alınmasını önermiştir. Son sadrazamlık döneminin en önemli icraatlarından biri de klasik Osmanlı medrese eğitiminden vazgeçilerek hazırlanan 1869 Maarif-i Umumiye Nizamnamesi'dir. Osmanlıcılık projesinin geçerli olabilmesi için müslim-gayrimüslim karma eğitimin en azından ortaokul düzeyinde gerçekleşmesi gereğini düşünüyordu. 1871 yılında öldüğünde naaşı Süleymaniye Camii haziresine defnedildi. Ölümünden sonra yazı takımlarını Prens Bismarck’ın satın aldırdığı bilinmektedir.  Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Gözde Çelik’in‘’İstanbul tarihi yarımadasın’da Tanzimat dönemi kagir konakları’’çalışmasından alınmıştır.