BEYOGLU HOTEL D’ANGLETERRE

Hotel d’Angleterre; İstanbul Boğazı’nın Rumeli yakasında Beyoğlu İstiklal Caddesi ile Humbaracı Yokuşunun kesiştiği yapı adasında Osmanlı İstanbul’unun ilk oteli olarak inşa edilmiştir. Hotel d’Angleterre’nin bulunduğu yerde bugün Hidivyal Palas İş hanı bulunur. Otelin ilk açıldığı tarih 1841 yılıdır. O tarihler de Osmanlı başkentinde yayımlanan yabancı gazetelerden birinde otelin ilanı yer alır. Bu fransızca gazetenin satıldığı yerlerden biride bu otelin bankosudur. Bu otel 1897 yılına kadar faaliyet sürmüştür. Otel yapısı bugünkü İstiklal Caddesine doğru taşmış idi.  Otel 1897 yılında faaliyetini durdurunca bina yıkılmıştır. 1900’lerin başlarında ise bugünkü Hidivyal binası yapılmıştır. Otelin mülkiyetinin Kirkor Karagözyan’a ait olduğu tapu kayıtlarından anlaşılır. Ama oteli işleten ve oteli otel yapan Mösyö Mıssiric’tir. O döneme kadar Osmanlı’da Otel geleneği yoktur. Osmanlı’da gelenek kervansaraylardır. Kervansaraylar taş tabanı yatak, taş tavanı yorgan olan yol hanları idi. 1700’li yıllardan itibaren İtalyan, Fransız ve Levanten’in evden bozma pansiyonları olduğu bilinmektedir.

Otel üstteki yatak bölümlerinden başka Otelin alt katlarında büyük salonlar bulunmakta idi. O dönemin yayımlanan gazeteleri incelendiğinde 19.Şubat.1852 tarihinde İngiliz Konsolosluğunun düzenlediği bir balodan bahsedilir. Otel sahibinin Osmanlıca ismi Bay Mısri’dir. Kendisi enteresan bir şahsiyettir. Ve ilginç bir hayat hikayesi vardır. Kendisi aslında Mısırlıdır. Mısır’da Hidiv ailesinin at seyisliğini yaparken büyük bir servet kazanıp İstiklal Caddesi’ndeki otel yatırımını yapan şahıs olarak ortaya çıkar. İşin bu kısmı nedense pek tarihlerde yer almıyor. Otel 1891 yılında Londra oteli ve 1895 yılında Pera Palas açılmalarına kadar ki 50 yıl boyunca İstanbul’un en iyi oteli olarak ünlenmiştir. Bay Mısri oteli yanı sıra 1860 da yurt dışına turlar düzenlemiştir. Bu turlar 42 gün sürmekte ve 75 Osmanlı Lirasıdır.

Çeşitli kitaplarda bu otel için yazılan bilgileri anlatmakta yarar vardır. 1840 yılında Amerikalı yazar William Mackepeace Tackeray yaptığı Avrupa ve Doğu seyahatini seri kitaplarında anlatır.  Bay Misri durumunu düzeltip centilmenliğe yükselmişti. Ağzındaki Piposu ile Amerikalıdan daha batılı ve daha burjuva görünüşlü bir patron haline geldiğini yazmaktadır. O dönemin Eothen isimli turizm rehber kitabında bu otel uzun uzun methedilmiştir.

Koskoca Osmanlı İmparatorluğuna borç para veren İngiliz İkraz Komisyonu başkanı olan Mrs.Hornby  eşi Lady Hornby şu bilgiyi vermektedir. Bayan Missiric, çiçek aşığı imiş. Otelin balkonları, pencere işleri çiçek saksıları ile doluymuş. Giriş katından yukarı çıkan merdivene bakan pencerelerin geniş sahanlıklarına, Noel günleri, üzerinde meyveleri ile limon saksıları ve fıçıları dizilirmiş. Bunlar tabii, son derece güzel ve pitoresk sahne oluşturuyordu.

Birçok seyahatler yapıp onların kitaplarını yayınlayan bir Amerikalı, Ross Brown. Yakın doğu gezisini anlatan kitabında Hotel Misseri’yi en büyük ve en güzel en modaya uygun ve şık tesis olarak nitelendirip her zevkli turiste tavsiye ediyor. Otelin salonları, koridorları, merdivenleri her dakika, inip çıkan, gelip giden, hizmetkarlar, garsonlar, tercümanlar, komisyoncular ile dolup taşıyormuş. Yıl 1860. Abdülaziz zamanında, başkentin en iyi durumdaki oteli, bu olacak ki, İngiliz kralının temsilcisi Elliot ve berberindeki heyet burada kalmışlar.