HASEKI HÜRREM SULTAN IMARETI

Haseki Hürrem Sultan İmareti; İstanbul Suriçi Aksaray Haseki Caddesi ile Özbek Süleyman Efendi Caddesi’nin kesiştiği noktada 1540 tarihinde inşa edilmiştir. İmaret Mimarisinin öncü yapılarından biridir. Bu külliyeninde en şatafatlı yapısıdır. Külliyeye Ana kapıdan girilince külliyenin kuzeybatısında bulunan en büyük yapıdır. İmaret binasının ortası bir avludur. Bu avlunun dört yanında revaklar ile ayrılmış bir mekan bulunur. Bu imaret avlusunun batısında ve doğusunda hazırlık mekanları bulunur. Bu mekanlar iki tarafta da dörder kubbelidir. Kuzeyde ise iki kubbeli bir mekan olarak tasarlanmış mutfak mekanı bulunur. Bu mutfak mekanın toplam altı ocak bacası vardır. Bu bacaların iki tanesi kubbenin üzerine eklenmiştir. En kuzeydeki dört ocak ise sadece ocak bacasıdır. Bu altı bacalı bölüm oldukça büyük bir mutfaktır. Mutfak alanlarını kapatan kubbelerin üstlerinden yükselen bacalar tüm komplekse özgün bir form vermekte ve güney cephesinde hoş bir siluet yaratmaktadır.

İmarethane hakkında yapacağımız tasvir ise elbette ki Merhum Turgut Cansever’in ehil bir üslupla yaptığı tasvirden daha güzel olamaz:  “İmaret, baklavalı başlıkları bulunan alçak beyaz sütunların taşıdığı zarif armudî kemerlerden oluşan revaklarla çevrelenmiş uzunlamasına avlunun iki yanındaki ve girişin karşısındaki beş ana bölümden oluşmaktadır. Revakları örten kubbe dizilerinin arkasında, kubbelerin tepe seviyesini aşan ve kaide ile birleşerek yükselen sekizgen kasnaklar üzerindeki fenerli on iri kubbe bu bölümleri örter. Narin sütunların baklavalı sütun başlıkları üzerinde, revak üst profilinin hemen altında, dar ve keskin bir köşe oluşturarak birbirine yaslanan iki kolun oluşturduğu armudî kemerlerdeki göğe yükselme ifadesine karşılık, şişkin fenerlerle tamamlanmış iri hacimli kubbelerin aşağıya dönük, altındakileri koruyan karşıt ifadeleri etkileyicidir.

İnsan ölçeğindeki revakların üst profilinden itibaren, revak kubbelerinin arkasında ikinci sıradaki fenerli, iri hacimli kubbelerin imaret mimarîsine hâkimiyeti, azamet ve zarafet birlikteliğinin Sinan tarafından verilmiş ilk belirgin örneğidir. Haseki İmareti’nde, imaret avlusunun üç tarafına iki farklı seviyede yerleştirilen bu etkileyici kubbeler silsilesi, Osmanlı mimarîsindeki yeni bir oluşum olarak Sinan’ın başarılarını da müjdeler. Yuvarlak sütunların baklavalı sütun başlıklarının üzerinden yükselen armudî kemer kolları, sivrilerek komşu kemerlerin kollarıyla birleşir. Bu kesişme noktasının tekrarından oluşan ahenkli dizinin ana biçim ve ifade özelliğini korumak ve gelişmek suretiyle Sinan’ın mimarîsinin önemli bir unsuru olarak diğer eserlerinde de uyguladığını görüyoruz. Darüşşifa kapısının sağ tarafında bir çeşme bulunmaktadır. Bu çeşmenin kitabesindeki 1718 senesi tadilat tarihi olsa gerektir. Aynı kapının sol tarafında ise ahşap bir üç katlı ahşap bir konak bulunmaktadır ki, ilk yapılışında böyle bir konağın bulunup bulunmadığından emin değiliz. Ancak bu haliyle on dokuzuncu yüzyıl sonu veya yirminci yüzyıl başlarında inşa edilmiş olmalıdır.